Für den Inhalt dieser Seite ist eine neuere Version von Adobe Flash Player erforderlich.

Adobe Flash Player herunterladen

Für den Inhalt dieser Seite ist eine neuere Version von Adobe Flash Player erforderlich.

Adobe Flash Player herunterladen

$ DOLAR → Alış: 3,51 / Satış: 3,52
€ EURO → Alış: 4,12 / Satış: 4,14

Tiyatro bir başkaldırı eylemi ve karşı koyma sanatıdır !

Tiyatro bir başkaldırı eylemi ve karşı koyma sanatıdır !
  • 10.08.2017
  • 682 kez okundu

Özel Röportaj: Mehmet ATAK

Tiyatro bir başkaldırı eylemi ve karşı koyma sanatıdır !

Ünü Almanya sınırları dışına taşmış Hamburg’daki Tiyatro Asmin’in kurucusu, yönetmen ve  Oyun Yazarı  Ferman Karayiğit, “Evimde Televizyon yok.. Oyunlarımı günlük hayattan esinlenerek yazıyorum” dedi. Karayiğit,  derginiz HAYAT’a verdiği röportajda, tiyatro serüvenindeki bilinmeyenleri anlattı.

Hamburg’da içimizden biri olan  Ferman Karayiğit, âdeta Tiyatro için yaratılmış .. Oyun yazarı, Oyuncu ve de Yönetmen olarak Tiyatroyu “Bir başkaldırı eylemi ve karşı koyma sanatı” olarak görüyor.. Tiyatro Asmin‘in kurucusu Karayiğit’in kaleme aldığı senaryolarda, bir zamanların ünlü oyunları Cibali Karakolu, Paydos, Toros Canavarı ve Keşanlı Ali Destanı tarzını görürüz.  Sahnede ise, onun şahsında Muammer Karaca, Vahi Öz, Nejat Uygur, Levent Kırca, Ata Demirer, Zeki Alasya, Metin Akpınar, Sadri Alışık, Şener Şen, Kemal Sunal ve Müjdat Gezen gibi ustaların  tiplemelerine şahit oluruz.

“Kalem Kılıçtan keskindir” sözü sanki onun için söylenmiştir. Muhalifliğin bir baba mirası olduğunu ve şayet birgün Türkiye’ye giderse karanfillerle karşılanmayacağını bildiğini  belirten Karayiğit,  HAYAT’ın her konudaki sorularını açık yüreklilikle cevapladı. İşte usta tiyatrocu ile söyleşimiz:

 

* Sayın Karayiğit, Tiyatroya ne zaman başladınız, nerede eğitim aldınız? 

1990’ların ortalarında Ali Rza Korkut yönetiminde Küçük Sahne Tiyatro Grubu’nda oyunculuğa başladım. Yönetmen Soner Çimen,  İsmail Altınocağı ve Ali Rıza Korkut ile 8 yıl düzenli bir çalışma sonucunda oyunculuğu öğrendim. Daha sonra bir grup arkadaşımla Tiyatro Asmin’in kuruluş süreci başladı. Grubun ilk oyunu olan Töre’nin reji çalışmasını yaparak oyun yönetmenliğine adımımı attım. Yönetmen Telat Yurtsever ve PEM Tiyatro okul yöneticileri Özlem Winker Özkan ve Christioph Winkler’den oyunculuk, eğitmenlik ve Duygu Metodu´nu öğrendim.

BAŞKALDIRI VE KARŞI KOYMA SANATI

* Sanat ve dolayısıyla Tiyatro nedir?

– Sanat yaratıcılıktır ama sanatı Zanaat´tan ayıran fark estetiktir. Tiyatro bir başkaldırı eylemi, karşı koyma sanatıdır. Hikâyeyi, bireyi, toplumu, çığlığı, sorunu, çelişkiyi, insanı- hayvanı ve doğayı evrensel bir düşle, anlaşılır bir dille ve sorgulayıcı bir uslupla anlatma sanatıdır.

* Tiyatro hakkında çok müthiş bir tanımlama yaptınız.. Peki, Tiyatro Asmin ne zaman ve hangi ortamda kuruldu; şimdiye kadar hangi şehirlerde kaç oyun sahnelediniz? Size göre en çok hangi oyunlarınız beğenildi ? 

– 2006 yılında Töre oyunu ile Hamburg kentinde kuruluşunu ilan ettiğimiz Tiyatro Asmin, bugüne dek 18 oyun sahneledi. Almanya’nın ve Avrupa’nın değişik kentlerinde seyirci ile buluştuk. Töre adlı oyunumuz, ülkemizin kanayan yarası ve güncel olması açısından en çok seyirci ile buluşan oyundu. Yumuşak Koca ve Haydırık Huyduruk Haydar oyunları da beklediğimizden çok seyirci topladı.  Son oyunumuz “Cüppeli Mahmodoski de Almanya ile diğer ülkelerde bir hayli tartışma yaratarak seyirci tarafından sahiplendi.

ASMİN = GÖKYÜZÜ

* ASMİN adı ne ifade ediyor ?

– Asmin Zazaca dilinde ´‘Gökyüzü”demek !..Yeryüzü kirlense de, insanlığın ortak yeri olan  Gökyüzünü henüz kimse kirletemedi.´´Asmin ´´ismini ben önermiştim; arkadaşlar da olumlu bulunca Asmin adı kesinleşmiş oldu.

* Neden popüler yazarların oyunlarını değil de daha çok kendi yazdığınız oyunları sahneliyorsunuz? 

– Biz daha çok güncelliği yakalamaya çalışıyoruz. Biz bir Göçmen Tiyatrosuyuz ve dolayısıyla seyirci sahnede kendisinden bir parça görmek ister. Çok değerli yazarlarımız var; örneğin Çetin Altan’ın oyunlarını büyük bir keyifle okurum ama bu güzel oyun hem bizi, hem de seyirciyi yorar.

* Bahsettiğiniz oyunlar hangi nedenlerle  yorucu oluyor ?

– Çetin Altan okuyucuyu adeta peşinde sürüklüyor. Entellektüel biri..Hikaye tarzında yazıyor olması, sahnelemede bizi, konuyu anlamada  ise seyirciyi zorlar.  Bu konuda bir örnek verecek olursak;  hayatımda oynadığım en kaliteli oyun Bilgesu Erenus’un  “Acılar Şenliği” oyunuydu ama en az seyirci toplayan bir oyundu. Türkiyeli seyirci nedense  düşünmekten, sorgulamaktan kaçınıyor. Aziz Nesin’in “Yaşar Ne Yaşar, Ne Yaşamaz” oyunu çok keyifli ve çarpık bürokrasiyi anlatır ama onu sahnelemek, okumak gibi değil. Tam 15 kez sahne değişimi var. Sahneyi tanıyan ve seyirciyi bilen birinin oyun yazması, bu oyunun kalitesini yükseltir.

TİYATROCULAR AÇ KALIRSA..

*  Birçok Tiyatro grubu kurulup dağılırken, onca yıldır sizi ayakta tutan etken nedir? Sizin dışınızdaki Tiyatro grupları ile ilişkileriniz ne durumda? 

– Tiyatro popüler bir sanat dalı olmadığı için bizim toplumda oyuncunun karnını doyurmuyor.  Bundan dolayı da birçok değerli gruplar kurulsa bile, bir kurumun desteği olmadığından devam edemiyorlar.  Bir tek  İstasyon Tiyatrosu ayakta kalmayı becerdi ama Tiyatronun insan beyninde ve yüreğinde yarattığı zenginlik var; o zenginlik tarifi imkansız güzellikleri kapsıyor. Bunu içselleştiren tiyatrocular aç ta kalsalar sahneden kopmazlar. Diğer Tiyatro gruplari ile öyle düzenli ve proğramlı bir ilişkimiz yok ama Tiyatro yapan hemen hemen herkese yardım ettiğimiz biliniyor. Birçok insanı sahne ile buluşturmada, oyunculuğunu bile tanımadan vesile olduk. İnsanın insana, oyuncunun oyuncuya, gazetecinin gazeteciye, müzisyenin müzisyene düşman olduğu bir toplumda herkes yaptıkları ve yarattıkları ile vardır ancak !

* Peki siz bazı kurumlardan ne tür yardımlar alıyorsunuz ?

-Tiyatro Asmin olarak hiç bir kurumdan yardım almadık. 17 yıl önce Hamburg Kültür Dairesi bize yardım ediyordu ama şimdi o yardımlar da kısıtlandı. Sponsorlarımızın desteği ile ihtiyaçlarımızı gidermeye çalışıyoruz. Oyun salonlarımızı seyirci doldurarak bizi destekliyor; bu destek ana sütü kadar kalıcıdır. Bir de ihtiyaç duyulduğunda provalar için Haak-Bir derneğini unutmamak gerek. Bu vesile ile bir kez daha dostlarımıza şükranlarımızı sunuyoruz.

SANAT, SİYASET VE HOŞGÖRÜ

* ‘Sanatçılar siyasetten uzak kalmalı´ şeklinde düşünenler de var. Siz bu görüşe katılıyor musunuz? 

– Bir kere sanat, siyasetin estetikle yoğrulmuş biçimidir. Siyaset bir toplumun yaşam biçimini belirleyen toplumsal bir karar verme mekanizmasıdır. Ne giyeceğinize, kaç kuruş alacağınıza , nasıl yaşayacağınıza,  hatta nasıl sevişeceğinize birilerinin karar vermesidir siyaset. Böyle bir durumda uzak kalırsanız, size parmak attıklarında karşı koyacak gücünüz de olmaz. Sanatçı siyasetin ortasında olmalıdır ama en aykırı düiüncelere hoşgörülü olmalı, doğruluğuna inanmadığı düşüncelerin ifade edilmesini de savunmalı. Sanatçı, insan, hayvan ve doğaya saldırı içermeyen tüm düşüncelere gülümseyendir.   Bazen diplomaside de olduğu gibi “Senin düşüncelerine katılmıyorum ama düşüncelerini ifade etme hakkın için ölebilirim” ilkesini benimseyendir.

* Oyunları yazarken, zaman zaman etkilendiğiniz oyun yazarları var mı? Tiyatro Oyunu yazacaklara ne tavsiye edersiniz?

– MKM oyuncuları tarafından sahnelenen  Koveran Dinan ( Deliler Cumhuriyeti) oyunundan hayli etkilenmiştim. Doria Fa’nın ‘Bir Anarşistin Ölümü’.. Çetin Altan tüm oyunları.. Cevat Fehmi Başkut´un ´´Buzlar Çözülmeden´´ ve Bilgesu Erenus´un ´´Arka Bahçe´´adlı oyunları etkilendiğim ve kendileri de  oyun yazmamda katkıları olan yazarlardır. Oyun yazmak için tabii ki öncelikle okumak, çok okumak gerek. Düzenli bir uyku, kesinlikle koşmak ya da yürümek ve televizyonsuz bir yaşamla birlikte etrafına, olaylara gözlemci olarak yoğunlaşarak herkes yazabilir.

* “Herkes  (tahta) kaşık yapar ama sapını ortaya getiremez” deyimi Oyun Yazarlığı için de geçerli olmalı herhâlde ?

– Evet, kesinlikle doğru bir söz !

SANATÇI FAKİR OLURSA FERMAN DİNLER Mİ ?

* Televizyonsuz yaşam  günümüz toplumunda biraz zor değil mi? 

-Evet zor ve hâliyle de garip karşılanıyor..Türkiye’den yeğenim bana gelmişti. Evin içine dikkatlice baktı, baktı ve ´Dayı televizyonun nerde´ diye sordu.´Evimde televizyonum yok´ deyince de, ´Sana bir Tv alacağım´´demişti. Bu durumu Türkiye’dekilere  kadar duyurmuş ve  ´´Avrupa’nın ortasında yaşayan dayımın Tv´si yok; çok fukara´´demiş.

* “Gönül Ferman dinlemez” ve “Dağlar Padişahın Ferman bizimdir” şeklindeki halka mâl olmuş sözler hep hâfızalardadır.  Siz de genelde isminize uygun tarzda Tiyatro Asmin olarak özellikle tartışmalı, kimilerine göre de aykırı oyunlarla tanınan bir grupsunuz; neden? 

– Ben Ferman dinlemez bir babanın oğlu olarak büyüdüm. Babam zulmün ve zorbalığın kol gezdiği bir coğrafyanın  Ferman dinlemez yiğit Dewro´sudur. Babamdan miras aldığım bu kültürle tüm engellemelere, tehditlere ve karalamalara rağmen, korkmadan, usanmadan yazmaya devam ettim ve hâlen de ediyorum. Güçlü olana, zâlime kafa tutmak, muhalif olmak damarlarımızda dolanan muhalif baba kanıdır.

* Herhangi bir Sivil Toplum Kuruluşu ya da örgütle bağlantınız var mı? 

– Hiç bir kurum ya da örgütle alâkamız yoktur. Olsa bunu saklamaz, kimseden korkmadan savunuruz.  Zaman zaman Tiyatro Asmin ve beni bir yerlere yakıştıranlar oluyor. Çünkü biz dokunan, sorgulayan ve düşündüren oyunların muhatabıyız. Oyunlarımızda Kürt müziği de çaldığımızda Bölücü;  Çocuklar Ölmesin dediğinizde Terörist.. Birlikte Kardeşçe Yaşam dediğinizde  ise Türk Solcusu deniliyor. En çok ta dini istismar edenleri sahneye taşıdığımız için “Din düşmanı “diyenler de var..Desinler ama aykırı seslere de alışacaklar.

VİCDAN VE AHLÂK, BİR DE ADALET !

* Bunca yıldır Tiyatro, bireysel olarak size ne kazandırdı? 

– Aşiret kültürü ile solculuğun orta yerinde yuvarlandığım bir dönemde Tiyatro ile tanıştım. Rengarenk olan ülkemiz ile dünyada hoşgürü su ve ekmek kadar herkese gerekli..Tiyatro oyunculuğu ve oyun yazarlığı insanı başka başka yaşamlarla tanıştırıyor,´öteki´denilen, size benzemiyenle empati kurmanıza yardım ve yataklık ediyor..30 yıl önce kalın bıyıkları olmayanların dışında kimseye selam vermezdik ama bugün insan ilişkilerinde iki şey arıyorum: Vicdan ve ahlâk !

Vicdanlı ve ahlâklı insan bir de ´adalet´ bilincine kuşandı mı,  dünyada kötülük diye birşey kalmaz.

* Bir meslektaşınız ´´24 saat Tv başında Skeçlere bakıp oyunlaştırıyorlar´´ diyerek, oyunlarınızın alıntı  olduğunu ima veya iddia etmiş. Buna ne dersiniz? Gerçekten, oyunlarınızı yazarken birilerinden veya bir oyundan etkileniyor musunuz ? 

– Kıskançlık geri kalmış toplumların ciddi bir hastalığıdır. O bahsi geçen  arkadaş ile özelden yazıştık,´´Söylediklerini kanıtlamalısın´´dedim ama ´´Çamur at izi kalsın´´misâli..Bir kere yıllardır evime gelen dostlarım biliyor ki, benim evimde televizyon yok. Ben bir meseleden dolayı cezaevine girdikten sonra yazmak artık benim ibadetim oldu. Her sabah saat 6’da kalkar, dinç kafayla iki saat yazarım.. 16 oyun yazmış, 20’ye yakın oyun sahnelemiş bir emek var, emekçi var. Saldıranlar çok, ama kızmıyorum; o arkadaşa da teşekkür ediyorum. Zira oyun yazmamda katkısı oldu. Ben çocukluğumdan bugüne dek yaşamımda iz birakan hemen herşeyi sahneye taşıdım. Oyunlarımda yarattığım tüm karakterler gerçektir; her karakterin bir hikâyesi, her hikâyenin de  bende bir yaşanmışlığı var.

* Avrupa’daki Türkiyeli seyirciden memnun musunuz? 

– Evet,Türkiyeli Tiyatro seyircisinden memnunuz. Avrupa’nın bir çok kentini gezdim. İspanya, Çekoslovakya, Romanya, Macaristan gibi birçok ülkede anlamadığım dilde oyunlar seyrettim,  seyirciyi gözlemledim, sonra da bizim seyircimizi küçümsememk gerektiğini fark ettim.

* Grup olarak kimlerle yola çıktınız, ilk oyununuzdan geriye kaç kişi kaldı ?

– Zaman zaman grupta değişim oluyor ; kimse ile evlilik anlaşmamız yok tabii.. Tiyatro emek, disiplin, sabır, mütevazilik ve yaratıcılıkta var olma sanatıdır . Bunları omuzlayan, tiyatronun o tarifi imkânsız güzellik ve huzurunu içselleştiren kişi nerede olursa olsun kucaklar. Seyircinin gazlamalarından, pohpohlarından kendilerini martılarla bir tutup uçanlar da oluyor tabii ki. Ama yıllardır emek ve sabırla bugüne dek yol aldığımız başta Sevgi Polat, Nurcan Keskin, Mehmet Koca, Canan Yılmaz, Nuhmettin Karagül, Handan Yılmaz , Kasım Palabıyık,  Sibel Kara ve grubumuza yeni katılan Brüsk Cudi ile tiyatro yolculuğumuz devam ediyor.

VATAN HAİNİ İNEK GELİYOR

* Yeni sezonda hangi oyunlarla seyircinin karşısında olacaksınız ? 

– 2017-2018 yılları için iki ayrı oyunla çalışmalara başlıyoruz ´´Remo und Jale´´ ve ´´Vatan Haini İnek´´oyunları ile Almanya ve Avrupa tiyatro seyircisiyle buluşmayı hedefliyoruz.

*  Grubunuzda sahne almanın koşulları nedir? 

– Kim olursa olsun, halkların ve kültürlerin bir arada yaşamına hizmet etmeyi ilke edinmiş, disiplinli çalışma anlayışını benimseyen herkes, grubumuzda yer alabilir. Ekibimize katılanları bir yıllık bir oyunculuk eğitiminden sonra sahneye çıkarıyoruz.

* Sayın Karayiğit, kısıtlı imkanlarla bugünlere geldiğinizi biliyor ve 90 bini aşkın Türkiye kökenli insanın yaşadığı Hamburg’da, daha zengin ve değişken dekorlarla daha fazla seyirci önünde oyunlarınızı sergilemenizi temenni ediyoruz. Kültür kenti Hamburg’da bu konulardaki beklentileriniz nedir ? 

-Daha kaliteli oyunlar için bize ait sabit bir salon eksikliğimiz var. Provalar için bu sorunu giderdik ama özellikle sahne dekoru konusunda fukara olduğumuzun farkındayız ve bunu da aşacağımıza inanıyoruz. Tiyatroya ilk başladığımızda 50-100  seyirciye oynarken, şimdi oyunlarımızı binlerce insan izliyor.

* Bir Oyun yazarı, Yönetmen ve Oyuncu olarak Türk tiyatrosunda kendinize örnek olarak seçtiğiniz, idol olarak benimsediğiniz isimler var mı ?

-Taklitçilik bir yetenek ama Tiyatro asla değildir. Ben kimseyi kendime örnek almadım ama beğendiğim çok iyi oyuncular var. Mesela Haluk Bilginer farklı karekterleri sahneye taşımada çok usta bir oyuncu..Tuncel Kurtiz‘in ´´Şeyh Bedrettin Destanı´´oyununda tek başına sahnedeki enerjisine hayrandım.

* Tiyatro dalında kendinize bir hedef, ideâl belirlediniz mi ?

– Hedefimiz, ülkemiz topraklarında da seyirciyle buluşmak, seyircilerin arasında Anamla, kardeşlerimle, kuzenlerimle kucaklaşmak; Kütahya, Mardin, Adana’da tüm yoksul insanlarla buluşmak.. Bu hiç te zor değil.. Sanat´a yapılan saldırılar, sanatçıya uygulanan yasaklar birgün son bulacak ve ülkemiz değişen dünyanın bir parçası olacaktır.

* Ve son sorumuz : Oyunlarınızın içeriğinden dolayı bugüne kadar resmi veya özel herhangi bir uyarı veya daha açık soralım, tehdit aldınız mı, bir kovuşturmaya uğradınız mı ? 

– Hakkımızda hiç soruşturma olmadı..Biliyorsunuz ki Almanya’da fikirlerinden dolayı kimse hakkında soruşturma açılmaz ama Türkiye kökenli vatandaşlardan zaman zaman uyarılar, tehditler geliyor, fakat bunları da çok ciddiye almıyoruz. Özellikle son iki oyunumuz ´´Cüppeli Mahmudoski´´ ve ´´Ah ben sağa, Ochsensoll’a´´oyunlarında horozlanmalar,tehdit etmeler, afişleri yırtma ve spnsorları aramalar yaşandı, Bizim ülkemizde sanatçıların, aydınların, gazetecilerin ´´Fetocu´´ ya da ´´Terörist´´diye tutuklandığı bir ortamda, birgün ülke topraklarına ayak bastığımda, karanfille karşılanmayacağımı biliyorum.

* Bu güzel söyleşi için teşekkür eder, Size ve ekibinize başarılar dileriz.

                   ********

  Ferman Karayğit’in Biyografisi 

1966 Adıyaman /Olbis doğumlu..8 yaşlarında görme engelli Sıddık Hoca’dan Kuran okumayı öğrendi.. Ali Rıza Korkut yönetmenliğinde  “Kleine Bühne” adlı Tiyatro Grubunda 3 yıllık çalışmayla oyunculuğu tanıdı. O günden sonra sevdasını ve kavgasını Tiyatroya taşıyıp, sahneyi kutsal bir mekân olarak seçti.. Muhalif duruşuyla dünyanın tüm halklarını kucaklamayı ilke edindi.

Yönetmen Soner Çimen’den oyunculuk öğrendi, 

İsmail Altınocağı yönetiminde Mavi Sahne Tiyatro grubunda 5 yıl sahne çalışması yaptı. “Töre” oyunundaki başarısından sonra, kendi tâbiri ile yoğun övgü, gazlama ve şişirmelere yenik düşerek yönetmenliğe soyundu.

Yönetmen Telat Yurtsever´den  “Beden dili” ve disiplinli çalışma tarzını kaptı.

Schauspielschule PEM Kulturzentrum für Emotionale Bildung okulunda  Amotion dersleri aldı. Yönetmen Özlem W. Özkan.-Christoph Winkler’den Oyunculuk; Eğitmenler Kata Klug ile Alexander Brausendorf ve İnkaa Ztub’dan  da Eğitmenlik  dersleri aldı.

Birçok dernek ve grupta oyun yönetmenliği yaptı. Yazdıkları oyunlar ve makalelerle birçok kesimin tepkisiyle karşılaşsa da, yine kendi deyimiyle kalemini yamukluklara karşı bir silah olarak kullanmaktan çekinmedi. “Deleme” adını taşıyan ilk senaryosunu kaleme aldı, onlarca Skeç yazdı.. Yazdığı ve yönettiği oyunlar şunlardır:

Anaların Öfkesi..Töre..Alamancı Muhtar..Yumuşak Koca, Krizmatik Kazma Kazım.. Sosyal İnek..Kart Koca..Entel Cabbar..Bana Bir Goca Lâzım..Haydırık Huyduruk Haydar..Maraş’a Ağıt..Hayır´lı Kadınlar..Ah Ben Sağa Ochsenzoll’a..Cüppeli Mahmudoski..Remo und Jale..Vatan Haini İnek..

Özel Röportaj: Mehmet ATAK

 

FB’li Kadınlar 30 Ağustos’u sahiplendi
FB’li Kadınlar 30 Ağustos’u sahiplendi Hamburg Fenerbahçeliler Derneği Kadınlar Kolu’nun toplantısında, TGH ( Hamburg Türk Toplumu) önderliğinde düzenlenecek olan 30...
Hamburg ta Barış Şenliği
Hamburg ta Barış Şenliği  
İlk haftanın lideri Galatasaray
Galatasaray – Kayserispor: 4-1 Spor Toto Süper Lig’de haftanın kapanış maçında Galatasaray, Kayserispor’u Tolga (16), Belhanda (35) ve Gomis’in (37...
TÜRK HUKUK SİSTEMİNE OLAN GÜVEN YENİDEN TESİS EDİLMELİ
Almanya’nın da Türkiye’ye iktisadi yönden ihtiyacı var ! Son dönemlerdeki Türkiye-Almanya arasındaki gerginliği sebepleri ve bu konuda yapılması gerekenler konusunda...
G-20’de Kartları iptal edilen gazeteciler dâvâ açtı
G-20’de Kartları iptal edilen gazeteciler dâvâ açtı Avrupa Postası’nın bu konudaki haberi şöyle: G20’de kartları iptal edilen gazeteciler Almanya’ya karşı...
Süper Lig’de yeni Transferler ve Gidenler
Süper Lig’de yeni Transferler ve Gidenler 18 takımlı Türkiye Süper Lig’inde hangi kulüp yeni transferlerle kadrosunu güçlendirdi, hangi futbolcularla yollarını...
Süper Lig Başakşehir- Bursaspor  maçıyla  başlıyor
Süper Lig Başakşehir- Bursaspor  maçıyla  başlıyor Gençlerbirliği’nin efsane başkanı İlhan Cavcav’ın adını taşıyan 34 maçlık Spor Toto Süper Lig’de ilk...
Tiyatro bir başkaldırı eylemi ve karşı koyma sanatıdır !
Özel Röportaj: Mehmet ATAK Tiyatro bir başkaldırı eylemi ve karşı koyma sanatıdır ! Ünü Almanya sınırları dışına taşmış Hamburg’daki Tiyatro...
Hamburg’un Bıyıklı Amca’sı stil değiştirdi
Hamburg’un Bıyıklı Amca’sı stil değiştirdi 46 yıldır Hamburg’da yaşayan ve  30 yıldır uzattığı Burma bıyıklarıyla dikkati çeken Konyalı Mehmet Akdoğan,...
CHP Birliği Kadınlar Kolu Ev  ziyaretlerine başlıyor
CHP Birliği Kadınlar Kolu Ev  ziyaretlerine başlıyor  Yaz tatilinde olunduğu halde çalışmalarına hızla devam eden CHP Hamburg ve Schleswig-Holstein Birliği...
Lucescu, Milli Takım Hocası
TFF, Milli Takım’ın yeni Teknik Direktörü’nün Mircea Lucescu olduğunu açıkladı. 2+1 yıllık anlaşma sağlanan Lucescu ile cuma günü resmi sözleşme...
Osman Tanburacı’dan Federasyon’a yaylım ateşi
Sporpanel’deki yazısında Lucescu’yu apar topar Milli Takım’ın başına getiren Futbol Federasyonu’nu ağır bir dille suçlayan deneyimli yazar Osman Tanburacı, “Demirören...
Veliler çocuklarını eğitim alanında desteklemeli
Hamburg Türk Öğretmenler Derneği (TÖDER) başkanı Bilge Yörenç, velilerin çocuklarını özellikle eğitim alanında  mutlaka desteklemeleri gerektiğini söyledi. Bilge Yörenç, Hamburg Okul...
Hamburg Başkonsolosluğu’ndan Dövizle Askerlik Duyurusu
Hamburg Başkonsolosluğu’ndan Dövizle Askerlik Duyurusu DÖVİZLE ASKERLİK YASASI KAPSAMINDA 1979 DOĞUMLULAR VE DAHA YAŞLILARLA (1978’LİLER HARİÇ) İLGİLİ ÖNEMLİ DUYURU 27...
Piyasada bu tür bir Kitap yok TÜRKEI
Piyasada bu tür bir Kitap yok  TÜRKEI Piyasaya önceki hafta çıkan “Türkei” adlı kitabını bir panelde tanıtan Sosyal Bilimci Dr....
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ